İNTİFA HAKKININ VERGİLENDİRİLMESİ BAKIMINDAN VERGİ İDARESİNİN YAKLAŞIMINA İLİŞKİN BİR ELEŞTİRİ
Küçük Resim Yok
Tarih
2024
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Sınırlı ayni hakların bir çeşidi olan irtifak hakları, kişi lehine irtifak hakları ve taşınmaz lehine irtifak hakları şeklinde incelenebilir. Bir taşınmazda diğer bir taşınmaz lehine kurulan taşınmaz irtifakları, mutlaka kişiye bağlı olarak kurulmaları öngörülenler haricinde kalan irtifaklardır. Kişiye bağlı irtifaklar ise kişiye ayrılmaz bir biçimde bağlanan ve mirasçılara intikal etmeyen irtifaklardır. Söz konusu bu irtifaklardan biri intifa hakkıdır. İntifa hakkı, mülkiyet hakkından sonra sahibine konusu olan eşya üzerinde kullanma ve yararlanma hakkı vermektedir. Bu hak, sahibine ayrılmaz bir biçimde bağlıdır. Bu nedenle mirasçılara intikal etmez ve bir başkasına devredilemez. Eşya hukuku bakımından oldukça önemli bir konu olan intifa hakkına ilişkin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (Bundan sonra ‘GVK’ şeklinde kullanılacaktır), 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (Bundan sonra ‘KVK’ şeklinde kullanılacaktır), 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu (Bundan sonra ‘VİVK’ şeklinde kullanılacaktır) ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (Bundan sonra ‘VUK’ şeklinde kullanılacaktır) başta olmak üzere birçok vergi kanununda düzenlemeler bulunmaktadır. Vergi idaresi, intifa hakkının vergilendirilmesine ilişkin hususlarda anılan Kanunlarda yer alan düzenlemelere aykırı özelgeler vermekte ve GVK, KVK ve VİVK kapsamında vergilendirilmesi mümkün olmayan durumları, vergilerin yasallığı ilkesini de göz ardı ederek vergiye tabi tutmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada vergi idaresinin hatalı olduğunu düşündüğümüz yaklaşımı irdelenecek ve bu konudaki düşüncemiz gerekçeleriyle birlikte aktarılmaya çalışılacaktır.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, Mülkiyet, İntifa hakkı, Veraset ve İntikal Vergisi.