Yazar "Kumru, Seda" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Afet ve acil durumlar için sağlık personelinin hazırlıklı olma durumu(2021) Kumru, Seda; Dinçer, SametAfetler, öngörülemeyen bir zamanda bir toplumun günlük yaşamını olumsuz etkileyen ve genellikle sağlık hizmeti ihtiyacına yol açan olaylardır. Bu çalışmanın amacı araştırmaya katılan sağlık personellerinin afet ve acil durumlar için hazırlıklı olma durumunun, kendi görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesidir. Bu araştırma tanımlayıcı bir çalışma olup araştırma verileri, araştırmacılar tarafından oluşturulan anket ile toplanmış ve 276 anket değerlendirilmiştir. Katılımcıların %23,2'si kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer olayların olması durumunda maruz kalan hastalar için uygulanması gereken prosedürü bildiğini ifade etmiştir. Yangın-patlamalar ile gaz kaçağı durumlarında uygulanacak prosedürleri bildiğini ifade edenlerin payı sırasıyla %35,9 ve %31,5’tir. Katılımcıların %60,2’si hastanede olası bir tahliye durumunda uygulanması gereken prosedürü bilmediğini ya da kısmen bildiğini ifade etmiştir (hayır %29; kısmen %31,2). Araştırmaya katılan sağlık personelinin görüşlerine göre belirlenen afet ve acil durumlara hazırlıklı olma durumunu etkileyen değişkenler; meslekte ve hastanede çalışma yılları, afet deneyimine sahip olmak, afet eğitimi ve tatbikatına katılmak, afet planını okumak, afet planını hazırlamak ve güncelleme çalışmalarına katılım olarak belirlenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, sağlık personelinin afet ve acil durumlara hazırlıklı olmalarında öncelikle hastane afet planının tüm çalışanlar tarafından bilinmesi ve anlaşılması önemlidir. Bununla birlikte, çalışanların afetlere hazırlık eğitimleri ve tatbikatlarla desteklenmeleri gerekmektedir. Özellikle, mesleğinin ilk yıllarındaki sağlık personeline afet yönetimi eğitimi verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Afetlere hazırlık çalışmalarında öncelik verilmesi gereken hususlar kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer olaylar ile ilgili prosedürler, terör ve sabotaj gibi durumlarda uygulanacak prosedürler, hastaneden tahliye prosedürleri, triyaj uygulaması gibi konulardır.Öğe Ağız ve diş sağlığında hasta algısı ve kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin hasta bakış açısı ile değerlendirilmesi(2020) Çam, Fatma; Kumru, SedaBu çalışmanın amacı, hastaların ağız ve diş sağlığı algılarını belirlemekve hastaların ağız ve diş sağlığı hizmetleri ve bazı sağlıkpolitikaları hakkındaki görüşlerini değerlendirmektir. Tanımlayıcıbir çalışma olan bu araştırma, Nisan-Mayıs 2018 tarihlerinde İstanbul’dabir kamu ağız ve diş sağlığı merkezine başvuran hastalarlayapılmıştır. Örneklem sayısı, %95 güven aralığı ve %5 sapma ile373 kişi olarak hesaplanmış ve araştırmacılar tarafından geliştirilenanket, 400 hastaya yüz-yüze uygulanmıştır. Elde edilen verileriçin tanımlayıcı istatistiklerle birlikte, T testi, Kruskal Wallis veMann Whitney-U testleri uygulanmış. Hastaların ağız ve diş sağlığıhizmetleri hakkında bilgilendirilme ihtiyaçları vardır. Hastalar,kamuya ait ağız ve diş sağlığı hizmeti kuruluşlarının ve çalışan dişhekimlerinin sayısı ile hizmetlerin yeterliliği ifadelerine nispetendüşük düzeyde katılmışlardır. Sonuç olarak toplumun ağız ve dişsağlığı okuryazarlığının geliştirilmesi, koruyucu ağız ve diş sağlığıhizmetleri odaklanılarak, bu hizmetlerin derinliğinin ve genişliğininartırılması önerilmektedir.Öğe Comparison of Preparedness Levels of Health Personnel and Hospitals They Work in for Disasters and Emergencies(Ordu Üniversitesi, 2022) Dinçer, Samet; Özyer, Yasemin; Kumru, SedaObjective: All communities around the world can face a devastating disaster at any time. Therefore, it is of great importance for hospitals to maintain their medical care functions in cases of injuries that may occur after disasters. An effective disaster response in critical situations in hospitals requires not only well-planned and coordinated efforts but also well-trained and experienced professional staff. Our purpose was to investigate and compare the preparedness levels of health professionals and hospitals they work in for disasters and emergencies.Methods: The questionnaire used for the evaluation of health personnel was developed by the authors. The questionnaire has items on the participants’ demographic characteristics, assessment of hospital preparedness for disasters and emergencies (42 items) and assessment of health personnel preparedness for disasters and emergencies (29 items). Responses given to the items had options: “yes” or “no”. Each response given by the participants was scored as “1” for the “Yes” answer and “0” for the “No” answer. Then statistical analysis was performed.Results: The mean score obtained from the first part of the questionnaire was 26.0±13.28. The question that received the highest number 223 (91.4%) of “yes” answers from the participants was “Are there any emergency exit signs?” The mean score obtained from the second part of the questionnaire was 12.6±11.41. The question that received the highest number 162 (66.4%) of “yes” answers from the participants was “Do you know the phone numbers you need to call in an emergency (fire department, police)?” There was a positive and highly significant relationship between the hospital’s preparedness for disasters and emergencies and health personnel’s preparedness for disasters and emergencies (p<0.001).Conclusion: In the study, most of the health personnel thought that the hospital they worked in was prepared for disasters. It can be said that the construction of hospitals based on certain standards, and their management according to certain rules affect health personnel’s thoughts about their preparedness for disasters. However, health personnel think that their level of preparedness for disasters is low. Given important roles of health personnel in coping with disasters, health personnel are expected to know all stages of hospital disaster plans and to be capable of giving the necessary response in disaster situationsÖğe Demography, inequalities and Global Health Security Index as correlates of COVID-19 morbidity and mortality(Wiley, 2021) Kumru, Seda; Yiğit, Pakize; Hayran, OsmanBackground During a pandemic, the occurrence of infections and case fatality rates are expected to vary from one country to another due to several variables such as poverty, existing comorbidities, population density, access to health care, availability and quality of health system resources, and environmental factors. Objectives Our aim is to investigate the relationship between various demographic and socioeconomic factors and reported COVID-19 morbidity and mortality indicators in different countries. Also, to determine the position of the countries relative to each other in terms of three indicators including COVID-19 cases, deaths and tests. Methods Canonical correlation analysis is used to investigate the intercorrelations between independent variables and the COVID-19 cases and deaths for 92 countries. Countries' performances are measured by MULTIMOORA. Results Human Development Index, smoking habits, percentage of elderly population and test frequency are the most significant variables associated with COVID-19 morbidity and mortality according to our study findings. Singapore, New Zealand and Australia are the best performed countries. Conclusions Several significant and unexpected associations exist between socioeconomic factors and the COVID-19 cases and deaths. Singapore, New Zealand and Australia are surrounded by water, have been more successful in the pandemic process compared to other countries.Öğe Dönüşümcü liderlik ölçeği geçerliliğinin sağlık çalışanları örnekleminde incelenmesi(2021) Kumru, Seda; Kılıç, Neşe TürkÖrgüt üyelerinin ihtiyaçlarını, inançlarını ve değerlerini yönlendiren ve değişime uğramasını sağlayan dönüşümcü liderlik; sağlık hizmetleri örgütlerinde, etkililik, üretkenlik ve iş çevresinde iyileşmeleri sağlamakta oldukça etkilidir. Bu çalışmanın amacı, Dönmez ve Toker tarafından Türkiye’ye özgü geliştirilen dönüşümcü liderlik ölçeğinin geçerliliğinin sağlık çalışanları örnekleminde incelenmesidir. Bu çalışmaya bir kamu hastanesinde ve bir özel hastanede çalışan fizyoterapistler, hemşireler ve idari birim çalışanları dâhil edilmiştir (N: 1682). Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 468 anket uygulanmış ve 459 anket verisi analiz edilmiştir. Veriler Dönüşümcü Liderlik Ölçeği ile toplanmış, açıklayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile değerlendirilmiştir. Ölçeğin açıklayıcılık katsayısı, ilham verici motivasyon (%24,05), katılımcı yaklaşım (%7,87), entelektüel uyarım (%6,58), güçlendirme (%5,96), bireyselleştirilmiş ilgi (%5,04), özel hayata etki (%4,41) olmak üzere 6 boyutla %54 olarak hesaplanmıştır. Model uyum iyiliği indeks değerleri; GFI 0,957; CFI 0,961; RMSEA 0.035; ?2/df 1,549; TLI 0,951 (p<0,001) olarak elde edilmiştir. Ölçeğin güvenilirlik analizi için hesaplanan Cronbach Alpha değeri 0,837’dir. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda elde edilen modelde yapılan modifikasyonlardan sonra uygulanan doğrulayıcı faktör analizi mükemmel uyuma ulaşıldığını göstermiştir. Açıklayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçları ve güvenilirlik analizi sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, 19 maddelik ve 6 boyutlu dönüşümcü liderlik ölçeği sağlık çalışanı örneklemi için geçerli ve güvenilir bir araç olarak değerlendirilmiştir.Öğe Hasta Şikâyetleri ve Tatmininin Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezine Yapılan Başvurular ile Değerlendirilmesi: İstanbul-Kadıköy Örneği(HTA Department of Turkish MoH, 2021) Yıldırım, Rumeysa Firdevs; Kumru, SedaAmaç: Araştırmanın amacı; sağlık hizmet sunumundaki memnuniyet ve şikâyet durumunun, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi’ne (SABİM) yapılan başvurular üzerinden değerlendirilmesidir. Yöntem: Çalışmanın evrenini, İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunan tüm sağlık kurumlarına ilişkin SABİM hattı üzerinden 2017-2019 tarihleri arasında yapılan başvurular oluşturmaktadır. Örneklem seçilmemiş ve belirtilen döneme ilişkin tüm başvurular incelenmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu araştırmada, veriler retrospektif olarak incelenmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistiklerle sunulmuş, kategorik değişkenler Pearson Ki-Kare Testi ve Ki-Kare Trend Analizi ile karşılaştırılmış ve anlamlılık değeri olarak p<0,05 esas alınmıştır.Bulgular: Tüm başvuruların %89,1’i şikâyetlerden oluşmaktadır. Tüm yıllarda en fazla başvuru sağlık hizmet sunumu ve idari işlemler ile ilgilidir. SABİM sistemine yapılan başvurular, kamuya ait ve özel sağlık kurumlarına göre sıklıkları açısından istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermekte olup, kamu kurumuna ilişkin başvuru oranı daha fazladır. Kamu sağlık kurumlarına ilişkin başvuruların %49,15’ini sağlık hizmet sunumu ve idari işlemler, %27,40’ını mesai saatlerine uyulmaması ve %14,03’ünü ise sağlık personeli iletişim problemleri oluşturmaktadır. Özel sağlık kurumlarına yönelik başvuruların ise %29,97’sini tıbbi uygulamalar ve tedavi, %28,71’ini sağlık hizmeti ücretlendirmesi ve %27,52’sini sağlık hizmet sunumu ve idari işlemler oluşturmaktadır. SABİM sistemine yapılan başvurular, sıklıkları açısından başvurunun yapıldığı kuruma göre farklılık göstermekte olup en yüksek başvuru yüzdeleri aile sağlığı merkezleri ile hastane ve tıp merkezlerine aittir. Tartışma ve Sonuç: Çalışma sonucunda; özellikle sağlık hizmet sunumundaki idari süreçler ve bekleme süreleri gibi yönetimsel konular, tıbbi işlemler ile sağlık personeli iletişiminden kaynaklanan problemler ön plana çıkmaktadır.Öğe Hizmet içi eğitim değerlendirmesi ölçeği: bir ölçek geliştirme çalışması(2022) Kumru, Seda; Deniz, MusaModern örgütler için zorunluluk haline gelen değişim yönetimi için önemli araçlardan biri güncel bilgi ve beceri sahibi insan kaynaklarının yetiştirilmesini sağlayan hizmet içi eğitimlerdir. Çalışmanın amacı hizmet içi eğitimlerin değerlendirmesi amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Çalışma verileri özel bir hastanede çalışan ve hizmet içi eğitime katılmış hastane personelinden elde edilmiştir. Çalışmada ulaşılan cevaplanma oranı %63’tür. 30 maddeden oluşan taslak ölçeğin içerik geçerliliğini sağlamak için 5 uzmana danışılmış ve uzman görüşlerine göre değişiklikler yapılarak 1 ifade ölçekten çıkarılmıştır. 29 maddeden oluşan ölçek için Oblimin rotasyon yönteminin uygulandığı açımlayıcı faktör analizi, ölçeğin toplam varyansın %63,17'sini açıklayan 18 ifade ile beş faktöre sahip olduğunu göstermiştir. Doğrulayıcı faktör analizi ve gerçekleştirilen düzeltmeler sonrasında elde edilen sonuçlar, 14 ifade ve 5 faktöre sahip modelin uygunluğunu göstermiştir (GFI 0,904; CFI 0,926; RMSEA 0.069; RMR0,050; ?2/df 2,466; TLI 0,908). Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0,897'dir. Çalışmada, hizmet içi eğitimlerin kapsamlı şekilde değerlendirmesinde kullanılabilecek güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı geliştirilmiştir.Öğe İş performans ölçeği geliştirme : özel bir hastane uygulaması(2022) Kumru, Seda; Deniz, MusaÇalışmanın amacı iş performans ölçeği geliştirmektir. Özel hastanede çalışan 560 hastane personeli bu çalışmaya dahil edilmiştir. Cevaplanma oranı %63’tür. Taslak ölçeğin geliştirilmesinde ilk maddeler literatür taramasından sonra hazırlanmış ve daha sonra içerik geçerliliğini sağlamak için uzmanlara danışılmıştır. İçerik geçerlilik indeksi değeri 0.90’dır. Yapı geçerliliği için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi, maksimum olasılık analizi ve oblimin rotasyon yöntemi uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizine göre ölçek, toplam varyansın %64,62’ünü açıklayan dört faktöre sahiptir. Doğrulayıcı faktör analizinden elde edilen sonuçlar (RMSEA 0.078; CFI 0.919; RMR 0.030; ?2/df 2.207; TLI 0.907), birleşim ve ayrışım geçerlilik değerleri önerilen modelin uygunluğunu desteklemektedir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0.942'dir. İç tutarlılığın değerlendirilmesi amacıyla hesaplanan Spearman-Brown katsayısı 0,70 değerinin üzerindedir. Bununla birlikte her iki eş parça için hesaplanan güvenilirlik katsayıları da yüksektir (güvenilirlik katsayısı birinci yarı için 0,893; ikinci yarı için 0,983). Çalışmada elde edilen bulgular, iş performans ölçeğinin güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir.Öğe Paving the way for increased e-health record use: elaborating intentions of Gen-Z(Taylor & Francis Ltd, 2022) Aydın, Gökhan; Kumru, SedaThis paper presents the determinants of personal e-health records adoption by the Gen-Z population and reveals barriers to use. Gen-Z members are one of the most prominent users of digital health services that have an influence on older generations' technology adoption but have often been overlooked in scholarly research. A survey of 1,000 Gen-Z university students based on modified UTAUT was used to address this research gap. The analysis revealed the vital role of social influence in paving the way for higher adoption among Gen-Z. Moreover, significant influences of performance expectancy, facilitating conditions, and e-health literacy on behavioural intentions were detected. Effort expectancy was found to be insignificant in impacting Gen-Z's intentions to adopt electronic health record systems. Moreover, privacy concerns acted as a barrier to adoption, yet the offsetting effect of users' trust in health systems was shown to be instrumental in overcoming such privacy-related barriers.Öğe The Impact of Hospital Advertising on Patient Choices: Views from Health Service Users(Sakarya Üniversitesi, 2024) Kumru, Seda; Çıraklı, Ümit; Boz, ŞeymaThis study aims to determine the attitudes of healthcare users toward the advertising activities conducted by private hospitals, as well as the role of these advertisements in hospital selection. Data were gathered through a questionnaire administered to individuals who sought services at a private hospital in Istanbul. A total of 360 responses were analyzed using the SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 21.0 program. The findings indicate that over 70% of participants believe that hospital advertisements provide useful information, offering insights into the qualifications of the hospital and the services it provides, thereby helping patients make more informed choices. However, the two main negative aspects of advertisements identified by participants are that they are often misleading and not sufficiently reliable. Overall, the study suggests that people generally hold positive opinions about private hospital advertisements.